Arı Hastalıkları Nelerdir?

Yaşanan arı ölümleri, arıcılık yapan arıcılara hem maddi hem de manevi olarak büyük zararları olmaktadır. Bal arılarından hastalık yapan ve tedavi edilmediği sürece bulaşma yöntemiyle bölgede bulunan tüm arıların ölümlerine neden olmaktadır. Ergin ve Yavru Arı Hastalıkları olarak sınıflandırılmaktadır.

Yavru Arı Hastalıkları

Amerikan Yavru Çürüklüğü

Amerikan Yavru Çürüklüğü en çok zarar veren arı hastalıklarından birisidir. Farkına varılmayıp gerekli önlemler alınmazsa, kısa zamanda yayılır ve arıcıyı büyük zararlara uğratır. Hastalığa Bacillus Larvae denilen bir bakteri sebep olur. Bu bakteri larva ve pupa halindeki yavrulara bulaşır. Genelde işçi arı larvalarına bulaşmakla birlikte, erkek arı bazen de ana arı larvalarında da görülebilmektedir. Hastalık arı larvasını öldürmekle kalmaz, aynı anda çürümesine de neden olur. Bakteri bulaşan larvalar hastalığın ilk günlerinde açık kahverengindedir. Sonra hastalık ilerledikçe koyu bir renk alarak hücre dibinde yapışkan bir pelte şeklini alırlar. Bu yığın kuruyunca hücre dibine yapıştığı için arılar tarafından temizlenme imkanı kalmaz.

Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı bulaşmış olan kovanda arıların gelişme hızı birden durur. Kovana bir durgunluk çöker. Çerçevelerin yavrulu kısımlarında üzeri açık ve kapalı petek gözleri bir arada bulunmaktadır. Kapalı gözlerin kapaklarının rengi atmış, soluk ve içeriye çökmüş şekildedir. Üzeri kapalı gözlerin hücre kapaklarında küçük küçük delikler görülmektedir.

Hücre dibinde çürümüş ve koyu kahverengi bir pelte haline gelmiş olan larva, ucu sivri bir şeyle tutulup çekildiği zaman 3-5 santimetre uzunluğunda sakız gibi uzar.

Bu hastalık çok tahripkar olmakla birlikte, bir takım antibiyotiklerle rahatça tedavi edilmektedir. Ama en iyisi hastalığın bulaşmasını engelleyecek önlemleri baştan almaktır. Bu hastalığı engellemenin en iyi yolu, kaynağı bilinmeyen yerlerden arı, anaarı, petek, kovan vs. almamaktır.

Avrupa Yavru Çürüklüğü

Dünyada en yaygın görülen hastalıklardan biridir. Hastalığın etmeni en son yapılan sınıflandırmaya göre Melisococcus pluton adında bir bakteridir. Hastalıkta diğer bazı (sekonder) bakteri türleri de görülür. Ancak bunlar doğrudan hastalık oluşturmazlar. Fakat ölü larvanın kokusu ve kıvamı üzerinde etkili olmaktadır. Hastalığın kendine özgü kokmuş et ya da balık kokusunu andıran kokusu kovan açıldığında algılanabilmektedir. Açık yavru döneminde ölmüş larvalar koyu kahverengi ve siyaha yakın renktedir ve larvadaki renk değişimi önemli bir belirtidir. Hastalığın çok şiddetli seyrettiği durumlarda kapalı yavru gözlerinde de görülmektedir. Ölmüş larva bir çöple çekildiğinde Amerikan yavru çürüklüğünde görülen ipliksi uzama görülmez, kolayca petek hücresinden çıkartılır. Genellikle, Amerikan yavru çürüklüğü kapalı yavrularda görülürken Avrupa yavru çürüklüğü açık yavrularda görülür.

Amerikan yavru çürüklüğündeki uygulamanın aksine şiddetli durumlar hariç, bu hastalıkta arıların ve yavru peteklerin imhasına gerek yoktur. Koloninin ana arısı bir süre kovan içerisinde kafeslenerek yumurta atması engellenmektedir. Oxytetracycline, erythromycin veya diğer antibiyotik uygulamaları ile tedavi edilmelidir. Ancak, antibiyotik kullanımı konusunda mutlak surette bir uzmanın görüş ve önerileri alınmalıdır. Çünkü antibiyotikler belli aralıklarla, belli dozlarda ve belli bir süre için kullanılması gereken maddelerdir. Aksi halde arı kolonisine, aile bütçesine ve balın kalitesine zarar verir. Antibiyotik verilen kovanın balı uzun bir süre tüketilmemelidir. Örneğin bu sürenin oxytetracycline grubu için en az 8 hafta olmasına karşın diğer antibiyotik grupları için 1 yıla kadar çıkabilmektedir.

Kireç Hastalığı

Etmeni Ascosphaera apis adlı bir fungus (mantar) olan yavru hastalığıdır. Hastalıklı larvalar mumyalaşmış olup siyahımsı, gri veya beyaz renktedirler. Hastalığın ilk dönemlerinde beyazlaşmış larvalar iki parmak arasında ezilebildiği halde ileri dönemde pirinç tanesi gibi sertleşerek arılar tarafından kovan önüne ve uçuş tahtası üzerine atılırlar.

Hastalığın etmeni olan sporlar toprak altında ve değişik ortamlarda 15 yıl etkinliğini sürdürebildiğinden ve rüzgarla sürüklenebildiğinden bu hastalıkla daha çok kültürel önlemlerle mücadele edilerek başarılı sonuçlar alınabilmektedir.

Hastalığa neden olan fungus, yeterli havalandırmanın olmayışı sonucu kovanda biriken CO2 ve nemli ortamda gelişir. Bu nedenle kovanlar sehpalar üzerine yerleştirilerek havalandırma sağlanmalı ve nemden korunması gerekmektedir. Kireç hastalığına karşı alınabilecek bir başka önlem de var. Hastalığa yakalanan kolonilerin ana arılarının hastalığa yakalanmayan kolonilerden üretilen yeni ana arılarla değiştirilmesidir.

Zayıf koloniler hastalığa daha hassastırlar. Bunun için güçlü ancak kolonilerle çalışmak en iyi kültürel yöntemdir. Kolonilerin beslenmesi ve arılara doğal nektar kaynağı sağlanması da bu hastalığa karşı etkin bir mücadele yöntemidir. Kolonide stres oluşturan açlık, üşütme ve rahatsız etme gibi durumlar yanında bölme yaparak koloni işçi arı varlığının azaltılması, gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanarak larvanın sindirim sistemindeki faydalı floranın tahrip edilmesi kireç hastalığının ortaya çıkmasına veya şiddetinin artmasına neden olan uygulamalardır. Bu uygulamalardan kaçınmak, güçlü koloniler ve genç ana arılarla çalışmak alınabilecek en iyi koruma tedbirleridir.

Kireç hastalığının tedavisinde koloni şartlarında uygulanan ilaçlı mücadele denemelerinden bugüne kadar tatmin edici olumlu sonuçlar alınamamıştır.

Ergin Arı Hastalıkları

Nosema

Nosema apis adı verilen tek hücreli bir mikroorganizmanın neden olduğu, oldukça tehlikeli sayılan ergin arı hastalığıdır. Hastalığa yakalanmış kolonilerde davranış değişimi ve hızlı yaşlanma ile farkedilmektedir. Hastalığın kesin olarak tanınması için hasta arı midesinin makroskobik veya mikroskobik incelenmesi gerekir.

 

Normalde saman rengi olan sağlam arı midesi hasta arıda katı, kirli ve beyaz renktedir. Hastalık yıl içerisinde çeşitli zamanlarda görülebilmekle beraber en yüksek düzeyde ilkbaharda, ikinci derecede ise sonbaharda ortaya çıkar.

Nosemaya yakalanmış kolonilerde; çerçevelerin, peteklerin, kovan kapağı ve uçuş tahtası üzerinde turuncu ve beyaz renkte arı pisliği görülmektedir. Hastalığın yayılması besin yoluyla olur. Hasta arılar bakıcılık gücünü kaybederler, uçamazlar ve kovan etrafında sürünürler.

Nosema hastalığının önlenmesi ve tedavisinde fumagillin uygulaması yapılmalıdır. İlaç ilkbahar ve sonbaharda şerbetle birlikte verilmektedir. Özellikle sonbaharda şurupla birlikte verilen fumagillin iyi bir tedbirdir. Kolonilerin polen dışında polen yerine geçen kek karışımları ve kış aylarında salgı ballarıyla beslenmesi hastalığa sebep olabilen uygulamalardır. Hastalık daha çok besleme hataları sonucu ortaya çıkar. Bu hastalıkla ilişkili olarak, arıların bal ve polen dışında herhangi bir maddeye ihtiyaç duymadıkları unutulmamalıdır.

Varroa

Arıcıyı en çok tehdit eden zararlılardan birisidir. Varroa görüntü olarak keneye benzeyen ve arıların kanını emerek yaşayan 1.5 mm uzunluğunda, 1.7 mm genişliğinde bir asalaktır. Arı bitinden farkı; arı biti 6 ayaklı, varroa 8 ayaklıdır. Varroa arıların kurtçuk, larva ve ergin devrelerinde kanlarını emerek yaşar. Varroa zararlısına uğramış yavru ve ergin arılar zayıf ve güçsüzdürler. Ayak, kanat ve vücutlarının diğer kısımlarında birtakım deformasyonlar görünür. Arının ömrü kısalır bu yüzden arı ailesi zamanla zayıflayarak yok olur. Bir arıda 6 adet bazen daha fazla bulunabilmektedir. Hastalık genellikle bu hastalığa yakalanmış diğer arılardan bulaşma vasıtasıyla olur.

Varro zararlısı görüldüğü andan itibaren diğer arıcılara ve ilgili resmi kurumlara haber verilmesi gerekir. Varroa kapalı yavru gözlerinde geliştiği için mücadelesinde kullanılan ilaçlar etkisiz kalmaktadır. Mücadelenin başarısı ve ilacın etkinliğini görebilmek için yavrusuz dönemde ilaçlanma yapılmalıdır. Bunun için varroa ile mücadelede en uygun zaman kolonilerde kuluçka faaliyetlerinin ve kapalı yavru miktarının en az olduğu erken ilkbahar ve geç sonbahar olmaktadır. Varroa zararlısından korunmak ve tedavisi için ruhsatlı bir takım ilaçlar geliştirilmiştir. Bunlar arasında Perizin, Vamitrat-Va, Rulamit-Va, Apistan sayılabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir